ISTANBUL'dan bildiriyor !!!:))

     Oncelikle bu uzun yazamama donemimde merak edip e-mail atan herkese cok tesekkurler...Merak edilmekte guzelmis :))) Nerdeyse 2 ay olmus yazamayali, biliyorum cogu kisi yazmayi biraktigimi dusundu ama yaniliyorsunuz, sadece zorlu bir maratondaydim...
     Biliyorsunuz Abd'ya kadar gelmisken master yapmak istiyordum ama bunu iyi bir okulda yapabilmek icin bazi agir sartlari (yuksek TOEFL VE GMAT skorlari gibi) var...Bu surede ben de kendimi kampa aldim ve calismaya basladim cunku Agustos donemine yetismek icin 15 Haziran'a kadar bu sinavlari gecmem gerekiyordu...Sonuc TOEFL tamam, GMAT olmadi olamadi:((( Bu GMAT denen sey bizim bildigimiz ALES VE KPSS nin Ingilizce versiyonu yani bizim gibi cogu Amerikalinin da yapamadigi bir sinav, iyi bir matematik ve Ingilizce bilgisi gerekiyor. Eeee ben istedikleri kadar yuksek puan alamadim tabi unutmusum butun matematigi:((( Ingilizce bolumu deseniz, onu kendilerinin de okuyup anlayabilme de gucliuk cektikleri uzun paragraflarla dolu oldugu icin zaten geciyorum :)Hemen ardindan tabi bunalip Turkiye'ye gelme karari aldim ve suanda Istanbul'da canimmmm memleketime gidicek ucagi bekliyorum...
Ucak icin uzun bir aram var ve neyapsam diye dusunurken en guzeli cok sevgili bloguma yazi yazmak dedim...Ne yalan soyleyim cokkkkk ozlemisim yazmayi :)))
     Simdi 2 ay tatil surecim var, hi bu master isi neolucak derseniz,Turkiye'de de birkere daha sinava girmeyi ve donem baslamadan okula tekrar ulastirmayi dusunuyorum, umarim bu sefer yeterli puani alabilirim, olmazsa da saglik olsun Ocak'ta baslarim diye dusunuyorum...Bakalim herseyin hayirlisi olsun...
     Simdi nekadar heyecanliyim bir bilseniz, aileme ve sevdiklerime kavusmak icin cok sabirsizlaniyorum...Aramizda kalsin en cokta 1,5 ve 7 yasindaki yegenlerime kavusmak icin can atiyorum :))Umarim sagsalim bu ucusumu da atlatirim ...
     Benden simdilik bukadar, Turkiye'de iken firsat bulup yazabilirmiyim bilmiyorum ama arasira kendi koseme cekilmek istersem (malum birsure sonra kalabalik sizi bogabiliyor) burada olacagim...

KUCAK DOLUSU SEVGILER HEPINIZE

Hergun Diyorum da Neoluyor Sanki !

     Kime, ne mi diyorum...Simdi baskalarina akil vermeye gelince offf circir bocegi gibi hic susmam hatta o an onun yerine coktan gecmisimdir o ani yasiyorumdur bile...Bu derece olan bendeniz, kendine gelince nedense soz geciremiyor..Dinlemiyor ki icim beni...Disim soyluyor, icim tinlamiyor...Ben mutluluklar icin yaratilip, huzunlenmek icin yasamayi sevenlerdenim galiba anladim artik...Delimiyim neyim anlamiyorum ki, herseyden uzulecek birsey cikarir mi insan...
     Aslinda ben boyle degildim, sonradan varoldum...Nasil mi kocacikla hasret cekeceke...O yillarca Abd da okurken, ben de Tr'de calisiyordum...Ne olduysa o zaman oldu...Cunku, ortalikta sahte mi gercek mi oldugunu benim bile anlayamadigim bir dunya yarattim kendime...Cok mutlu olan sonra bir anda kendini deli gibi aglarken karamsarliklar dunyasinda bulan ben...Nasil bukadar cabuk evrim gecirebildigime ben bile sasakaliyordum....
Sevmiyorum iste; ne kimsenin enerjisini almayi ne de kimseye negatif enerji yaymayi....
     Simdi niye mi yazdim ben bunlari tabiki de kendime tekrar pozitif enerjiyi hatirlatmak icin :)))) tabi sizlere de...
Hep mutlu olalim hep gulelim, cok az aglayalim tabi ama icimize atmayalim sonrasi malum artik biliyorsunuz neoluyor...
     Simdi sizde soyle kocaman bir gulumseyin hatta yaninizda sevdiginiz birileri varsa kocaman sarilin, oh be dunya varmis bak sarilabilecegim birileri var yanimda ne sansliyim deyip bir kez daha mutlu olun su hayatta...
Ben yanlizim ya simdi, o yuzden siz benim yerime de mumkunse 2 kere yapin olur mu ...
Oh beeeee dunya varmis iyi ki yaptiniz benim icinde :)))
Yoksa yapmadiniz mi eh caniniz sagolsun, tabi canim, simdi bir acemi blogger dedi diye yapilir mi boyle birsey, zindan edin hayati kendinize varsin gitsin...

Charlotte Kurali


     Dusundum de, evlendikten sonra bu kurala uymak icin nekadar cok caba sarfediyorum...Aslinda bu benim istegimle degil de biraz zorunluluktan oluyor...Nasil mi??
     Hemen anlatayim o halde, az cok artik biliyorsunuz benim yasam seklimi, kocacigin isi dolayisi ile ordan oraya gidip geliyoruz.Bu da demek oluyor ki biz aslinda valizlerde yasiyoruz...Dugun zamani annecigimin istegi uzerine esyalarimi derleyip topladim iyice...Verilecekleri verdim, yillarca giyinebileceklerimi sakladim, cok para verip baskasina vermeye-atmaya-satmaya kiyamadiklarimi iyice sakladim:)), bir de yanimda getirebilecegim 46 kiloyu ayikladim...46 kilo kulaginizda, gozunuzde cok buyumesin, zaten bir valiz yiyecek getiriyorum gelirken, kaliyor 23 kilo, ona da 2-3 ayakkabi, yazlik kislik birkac parca, bakim urunlerin vs derken doldu mu limitin..Bu durumda Tr'de biraktiklarima nasil icim gidiyor bir bilseniz, daha uzerime hic takmadigim bir suru sey, en cokta ayakkabilarim-cizmelerim cunku itiraf ediyorum ayakkabi ve canta benim vazgecilmezim...Hep suna inanirim; ne giyinirsen giyin ayakkabin ve cantan nekadar alimliysa sen de o kadar alimlisindir...Ne yapim bu da benim takintim iste...Simdi tam bu nokta da Charlotte Kurali devreye giriyor...Ne oldu benim saplantim gecti mi yok gecmedi ama eskisi gibi her begendigim cifti almak yerine herseyle kombin edebilecegim bir duz, bir topuklu, bir bot, bir cizme aliyorum ve eskitene kadar onlari giyiniyorum sonra yenilerini aliyorum.Kiyafet konusunda da eskiden hemen atladigim seylere simdilerde aman ya dursun simdi alsam nasil yanimda goturucem evde nereye kaldiricam deyip almiyorum..Aldigimda da hevesimi alana kadar giyinip ortadan kaldiriyorum.Zaten butun esyalarim valizlerde ve kutularda oldugundan bir daha araki bulasin...Inanin bilmiyorum neyim var neyim yok...Herseylerim heryerde bir duzenim yok anlayacaginiz...
Valiz hazirlamaktan da artik yorgun dustugum icin birseyleri yerlestirirken, aman bu da olmayi versin olmem ya deyip almiyorum yanima...Zaten o agirliklari tasima faslini anlatmistim onceki yazilarimda...
     Daha basit yasamayi ogreniyorum yavas yavas..Zaten hep imreniyorum bu yolculuklarda sirtlarina cantalarini takip sadece o kadarla gunlerce seyahat edenlere...Onlar kadar olamam biliyorum (hijyen ruhum sagolsun) ama eski halimin yarisi oldum bile :))) Hos Turkiye'ye donup, soyle genis giyinme odali bir evim olunca, devam edecegime soz veremeyebilirim:))
Bu sebeple,
Charlotte Kuralini Turkiye'de hayata gecirebilenlere kocaman bir alkis lutfen :)

Bir de bilmeyenlere buyurun Charlotte Kurali ;

Mina Urgan demiş ki;

"Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok.
Hayat çok kısa."
çok DA doğru demiş... ...
Daha çok şeye ihtiyaç duymak değil, varolanla yetinebilmeyi başarabilmektir önemli olan...
Charlotte kuralı
Charlotte, Paris'te yaşayan çok güzel bir kızdır. O kadar güzeldir ki, sarı saçları şelaleler gibi omuzlarından kollarına dökülür.
Boyu upuzun, bacakları upuzundur. Bir reklam ajansında, müşteri temsilcisi olarak çalışır. İyi para kazanır. Ailesi çok varlıklıdır hatta. Geçen yaz, Güney Fransa'daki malikánelerini, Brad Pitt-Angelina Jolie çiftine kiralamışlardı. Hatta, "Geldiğimizde evde, hizmetlilerden başka kimse olmasın" diye tembihlemelerine rağmen, Charlotte gidişini muzipçe geciktirmiş ve bu meşhur çiftle tanışmıştı. Bense Charlotte'u geçen hafta Paris'te tanıdım. Şu Ana kadar, fütursuz bir roman girişi gibi gelişen bu bilgileri almanız, kuralı sorgulamamanız açısından önemli.
Paris'te, bir arkadaşım beni Charlotte'un evine davet etti. Bilirsiniz, insanlar birbirlerinin hayatını merak eder, fark etmeden ve ettirmeden incelerler. Hatta benim en sevdiğim şeylerden biri, sokakta, perdeleri sonuna kadar açık evlere ve orada yaşananlara şahit olmaktır. İnsanın içi, insanlığa ısınır. Dersin ki, "Oh... Üç aşağı beş yukarı aynı şeyler işte!" Ben de, böyle gözlerle incelemeye başladım biraz önce tanıdığım bu güzel Fransız kızın hayatını. Herkesin evinden yola çıkıp, kendisine varmak mümkün.
Fakat bu evde bir tuhaflık vardı. Her şeyden çok AZ vardı bu evde. Gerektiği kadar. Mesela, bir şampuan bir sabun. Küvetin kenarında öyle yalnız başlarına... (Birbirleriyle uzun zamandır konuşmadıklarına eminim.) Minnacık bir dolap. İçinde birkaç elbise kazak. Altı yedi ayakkabı. İki DVD. Beş cd. Ipod. Dört bardak, birkaç tabak. Birkaç mum. En fazla on tane kitap. Hiç ruj yok! Çantasındaymış. Zaten lipstick o DA... Hayatta bazen, birleştirdiğin kalıpların tamamen dışı bileşimler olur DA, şaşakalırsın ya. Başa dönersin ya. Bir yerde bir hesaba, olmazsa olmaz diye eklediğin bir kalem birdenbire, tek bir örnekle, kendini siler ya. Öyle oldu bana. Gözlerindeki silik eyeliner dışında, süsü de yok bu kızın. Peki bu kız nasıl böyle kız oldu? Nasıl böyle Sade kaldı? Kadın oldu? Dışarıda bu kadar AZ şeyle, içi çok oldu? Anlayamadım. Çözemedim. Ona zaten banyosunu gördükten sonra, "miss simplicity" adını takmıştım hemen. Bayan Sadelik. Beni şaşırtan şey, aynı zamanda modellik yapacak kadar güzel ve havalı, aynı zamanda varlıklı bir kızın bu hayat seçimi. Olağanüstü... Kendi hayatım, arı kovanı gibi başımda vızıldamaya başladı. Paris sokaklarında beni takip edip durdu bu arılar. Tek çöp bir şey alamadım. Hep sordum: buna gerçekten ihtiyacım var mı? Buna benzer, aynı işi gören bir şeyim var mı?... Koca koca alışveriş merkezleri, bizi kandırmak için birbirleriyle iddiaya girmiş ahtapotlar gibi gelmeye başladı. Kaçtım, kaçtım, saklandım. Sahip olduklarımın, yarısından fazlasına ihtiyacım yoktu. Hayatı ağırlaştıran şey, seçim çokluğu. Az şey kadar güzeli yok. Gereği yok. Sonumuz belli. Banyoda bütün ürünler, dopdolu şişelerle birbirlerini köpürtürken, hiç giymediğimiz kazaklar lüzumsuzca dizilmiş t-shirt'lere dolapta el şakası yaparken, hiç açılmamış kitaplar kendi kendilerine konuşurken... Biz orada olmayacağız. Üstelik onlar DA, boşu boşuna bizden başka kimsenin olmamış olacak.
Anladınız değil MI Charlotte kuralını.

Yalniz kalmak mi allah korusun bir daha istemem ...

     Eskiden nekadar cok isterdim yalniz kalmayi, biraz kafami dinlemeyi, alip basimi uzaklara gitmeyi...Eskiden diyorum cunku simdi bunun tam tersini arzuluyorum. Kalabalik ailemi, arkadaslarimi, hatta ve hatta calisirken ki hengamemi ariyorum. Acikcasi ailemi ve arkadaslarimi ozleyecegimi bilerek ciktim bu yola fakat is hayatimi ozleyecegim kirk yil dusunsem aklima gelmezdi. Hayatin donum noktalari vardir ya iste ben onlarin en buyugunu evlenerek yasadim. Tamamen kendi rizamla cok sevdigim sevgilimle coooookkk isteyerek evlendim. Ve o an tum dunyam degisti. Nasil mi???? Sevgili yurtdisinda is bulmustu hem de Avrupa'da Asya'da degil taaaaa Abd'da.
Related Posts with Thumbnails